Yalçın Malikanesi Satışta!

Atölye sessizdi de... Atölyede hissedilen ilk şey sessizlik değildi.

Yoğundu hava...

Bitmeye yaklaşan bir hazırlığın havada bıraktığı o görünmez gerilime sahipti.

Yarım kalmış boya karışımları, duvardan yüz bulmuş tablolar ve boş bir şövaleye iliştirilmiş bir sır. Hepsi aynı tonda bakıyordu…

Safir.

Bu renk bir tercihten çok bir süreçti. Katman katman denenmiş, bozulmuş, yeniden damıtılmış, ışıkta test edilmiş, karanlıkta bekletilmiş bir süreç. Ressam için yalnızca estetik bir keşif değil, serginin omurgasıydı. Her tablo bu rengin başka bir hâlini anlatıyordu. Aynı hikâyenin farklı cümlelerle anlatılması gibi.

Bu suç, muazzam bir hazırlığın tam ortasında işlendi.

Kapıda zorlama yoktu.

Hiçbir şey eksilmemişti ama tam demek ayıp olurdu.

Hani görsen, suçtan çok bir duraksamayı andırıyordu.

Sanki bir cümle, noktayı havada kovalıyordu.

Tuvaldeki sarı eldiven kadar sıcak değildi atölye.

Safire bulanmış bir fırça, yerde sessizce yatıyordu.

Kimler gelmişti bu atölyeye, kimler yolu biliyordu?

Doğru yere biraz daha uzun bakmak mı gerekiyordu…

Author
Lorem ipsum dolor sit amet, justo aliquid reformidans ea vel, vim porro dictas et, ut elit partem invidunt vis. Saepe melius complectitur eum ea. Zril delenit vis ut. His suavitate rationibus in, tale discere ceteros eu nec. Vel ut utamur laoreet vituperata, in discere contentiones definitionem ius.
read more ⟶
Leave a comment
Note: HTML is not translated!